MAKALELER

  • Senedin zorunlu unsurları nelerdir?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776. maddesi ve devamında Bono veya Emre Yazılı Muharrer Senetlerin şekil şartları açıkça sayılmıştır. Buna göre; “Bono” ya da “emre muharrer senet” ibaresi, Kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi, Vade, Ödeme yeri, Lehtar, Düzenleme yeri ve tarihi, Düzenleyenin imzası, senetlerin unsurlarıdır. Bunlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolacaktır. Ancak bunlardan “vade” ve “ödeme yeri” esaslı şekil şartlarından değildir. Vadesi gösterilmemiş olan bir bono görüldüğünde ödenecek bir bono sayılacaktır. Aynı şekilde bonoda açıklık bulunmadığı takdirde, senedin düzenlendiği yer, ödeme yeri ve aynı zamanda düzenleyenin yerleşim yeri sayılacaktır. Düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır.  Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • İş Kazası ve Yapılması Gerekenler

İş Kanunu’nun 77. maddesinde; “İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler..” denilmekle işveren ve işçi açısından yükümlülükleri belirtilmiştir. Bu yükümlülüklerle birlikte bir de iş kazası anında yapılması gerekenler vardır. Şöyle ki;

İş kazası sonrası işverence yapılması gerekenler ve genel bilgi aşağıdaki gibidir. 4/(A), yani SSK kapsamındaki sigortalıların iş kazası geçirmesi halinde işverenin kazanın olduğu yerdeki;

1. Yetkili kolluk kuvvetlerine derhal;
2. Sosyal Güvenlik Kurumuna ise 3 (üç) iş günü içerisinde durumu bildirmesi gereklidir.

Ayrıca, 4857 sayılı İş Kanunu gereğince işverenler, iş yerlerinde meydana gelen iş kazasını ve tespit edilecek meslek hastalığını en geç 2 (iki) iş günü içinde yazı ile iş yerinin tescilli bulunduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı devredilen bölge müdürlüğüne de bildirmek zorundadır. SSK Bölge Müdürlüğü’ne
başvurulduktan sonra SSK hemen olay yerine müfettişlerini göndermek zorundadır. Müfettişlerin tuttuğu rapora göre olayın iş kazası olup olmadığına karar verilir. 14 Mart 2012 tarihinden itibaren işverenler tarafından iş kazaları ve meslek hastalığı bildirimlerini Sosyal Güvenlik Kurumunun internet sitesinden
yapılabilmektedir.

İş kazası olup da bildirim yapılmaz ise, bildirim tarihine kadar sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği kurumca İŞVERENDEN tahsil edilmektedir.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına uymayan işveren veya sorumlular ise Türk Ceza Kanunu’nun 455-459. maddeleri uyarınca cezalandırılabilirler. Keza iş kazası sonucunda işçinin ölümü halinde vârislerin ceza davasından ayrı olarak; iş mahkemesi nezdinde maddi ve manevi tazminat davası açma
hakları olduğu için, bu tip davalarla karşı karşıya kalmak kaçınılmaz olmaktadır.

İş kazası ve meslek hastalığı Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmediği takdirde, bildirim tarihine kadar olan süreye ait geçici iş göremezlik ödeneği işverenden tahsil edileceği gibi, ayrıca 6331 sayılı Kanuna göre her bir yükümlülük için idari para cezası uygulanacaktır.

Nitekim Sosyal Güvenlik Kurumundan sigortalıya veya hak sahiplerine 5510 sayılı kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işverene ödettiriliyor. Burada işverenin
sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • ARABULUCULUK HAKKINDA 

01.01.2018 tarihi itibariyle işe iade ile işçi alacağı ve tazminat davalarının açılmasından önce arabuluculuk sürecinin işletilmesi artık malum olduğu üzere bir dava şartıdır. Bunun Türkçesi; arabulucuya başvurmadan dava açarsanız davanız doğrudan hakim tarafından usulden reddedilecek, git önce arabulucuya başvur denecektir.
 
Peki Arabuluculuk nedir?
 
Arabuluculuk uyuşmazlığın, tarafların üzerinde karşılıklı anlaştıkları, taraflar arası iletişimi kolaylaştıran, bağımsız ve tarafsız, 3. bir kişi nezdinde müzakere edilerek çözümlenmeye çalışıldığı bir süreçtir. Taraflar istek ve taleplerini herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmadan yapılacak görüşmelerde özgürce dile getirebilirler.
 
Arabuluculuk Görüşmeleri nasıl – nerede – ne zaman yapılır?
 
Adliyeden başvurunun bizzat işçi / işveren veya vekil tarafından yapılmasından sonra, arabuluculuk bürosu tarafından aynı gün atanacak arabulucu taraflarla derhal iletişime geçer ve her iki tarafa da uyacak bir görüşme günü belirler. (Belirlenen gün taraflara yazılı olarak da tebliğ edilir) Atanan arabulucu görüşmeleri bazı adliyelerde tahsis edilen özel görüşme odalarında (her adliyede yok) yapabileceği gibi, kendi ofisinde veya belirleyeceği herhangi bir yerde de yapabilir. Yer belirlenirken taraflara uyan orta bir yer tercih edilmektedir.
 
Arabuluculuğun Faydası nedir?
 
Örnek üzerinden gidecek olursak, normal şartlarda işe iade davalarının 4 ay içerisinde mahkemece çözülmesi gerekmekte iken (ki esasen 4 aylık tazminat arada işsiz olarak geçen bu 4 ayın karşılığıdır), İstanbul Mahkemelerinde görülen işe iade davaları ortalama 1 – 1,5 senede sonuçlanmakta ve üst mahkeme olan istinaf süreci ise yine 6 – 8 ayda ancak karara çıkmaktadır. Dolayısıyla normalde işçinin 4 ay içerisinde işine iade olması ve işsiz kaldığı 4 aya ilişkin ücretini alması gerekirken, yeni işe başlamadığı takdirde ortalama 2 seneye yakın bir süre maalesef ortada kalmaktadır. Arabuluculuk ise hızlı ve ekonomik bir süreç olup, işçi ile işverenin yapacağı görüşmeler yaklaşık 1 ay içerisinde neticelenmektedir. Süre avantajının yanında mahkemeye gidilmesi halinde doğacak, dava-icra masrafları, avukatlık ücretleri gibi vs. masrafların ödenmesi yükümlülüğü de bertaraf edilmektedir.
 
Arabuluculuğun Olumlu Sonuçlanması Halinde Ne olur?
 
Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların uzlaşarak bir sonuca varmaları halinde düzenlenen sözleşme, taraflar için hukuken bağlayıcıdır. Taraflardan biri dilerse, mahkemeye başvurarak bu sözleşmenin icra edilebilmesine ilişkin şerh talep edebilir. Bu şerhi içeren sözleşme artık “Mahkeme Kararı” niteliğindedir.
 
Arabuluculuk gönüllülük esasına dayanır. Taraflar veya taraflardan biri görüşmelere devam etmek istemez ise; arabuluculuk sona erer. Arabuluculuğun anlaşma ile sonuçlanmaması halinde, Taraflar yasal sürelere bağlı kalarak mahkemeye ya da diğer çözüm yollarına başvurma haklarına sahiptirler.
 
ÖNEMLİ NOT: Sigortalılığın tespiti, meslek hastalığı ve iş kazaları zorunlu arabuluculuk konusuna girmemektedir.
 
Av. Kemal Evren ALPAR
 
#alparhukuk #işçilikalacağı #işeiade #işçi #işveren #arabuluculuk #davaşartı #kıdemtazminatı #ihbartazminatı #aylıkücretalacağı #fazlamesaiücreti #haftatatiliücreti #bayramvegeneltatilücreti #yıllıkücretliizinalacağı #haksızfesihtazminatı #cezaişartalacağı #manevitazminat #mobbing #işealmamatazminatı #işkazası

 

 

 

 

 

 

 

 

HANGİ ARABULUCULUK BÜROSUNA BAŞVURACAĞIM?
ARABULUCUYA NASIL BAŞVURULUR?

Öncelikle hangi yer adliyesinin yetkili olduğuna bakmak gerekir. İşçi / işveren veya işçi / işveren vekilinin arabuluculuk başvurusunu, işverenin yerleşim yerinde veya işin fiilen yapıldığı yani işyerinin olduğu yerde bulunan adliyeye yapması gerekmektedir.

Başvuru adliyelere göre değişebilmekle birlikte yazımız ekindeki form doldurarak yapılmaktadır. (Ekteki form İstanbul Adliyesi Arabuluculuk Bürosu’nun formudur) Form haricinde kişi şahsen başvuru yapıyor ise, kimlik ibrazı gerekmektedir. Vekiller ise ancak vekaletname ibraz ederek başvuru yapabilecektir. Başvuru yapıldıktan sonra başvuru yapana işlemi gösteren bir evrak verilmektedir.

Bunların haricinde başka bir belge ibrazı gerekmediği gibi, herhangi bir ücret de alınmamaktadır.

Başvurunun nasıl / nereye yapıldığını belirttikten sonra, özellikle şu konulara da dikkat edilmelidir;

> Geçerli bir mazeret bildirmeden ilk toplantıya gelmezseniz ve arabulucu bu nedenle karar veremezse; ileride dava aşamasında haklı çıksanız bile yargılama giderlerini siz ödersiniz ve lehinize vekalet ücretine hükmedilmez.

> Arabulucu işçi ve işvereni uzlaştırırsa, ona ücret ödemeniz gerekir. Bu ücret 2017 yılı için en az 240 TL’dir.

> Toplantılar 2 saatten uzun sürerse, sonraki her saat için de ücret ödersiniz. Yani arabuluculuk ücretsiz bir hizmet değildir. Ama uzlaşma olmazsa ve toplantılar 2 saatten az sürmüşse ücret ödemeniz gerekmez.

> Toplantıya bizzat ya da varsa avukatınızla katılabilirsiniz.

> Arabulucuya başvurduğunuzda, tüm zamanaşımı süreleri ve hak düşürücü süreler durur.

Saygılarımızla.

Av. Kemal Evren ALPAR

#alparhukuk#işçilikalacağı#işeiade#işçi#işveren#arabuluculuk#davaşartı#kıdemtazminatı#ihbartazminatı#aylıkücretalacağı#fazlamesaiücreti#haftatatiliücreti#bayramvegeneltatilücreti#yıllıkücretliizinalacağı#haksızfesihtazminatı#cezaişartalacağı#manevitazminat#mobbing#işealmamatazminatı#işkazası